Gittin ...
artık seni ihmal ediyorum.
bildiğim ve güvendiğim
bir ezberi oynuyorum şimdi
kendime vaadedilmiş
bir emniyet seçiyorum.
Gerili bir ipte
güçlükle ayakta durmak
şimdi hayat
zor olduğunu biliyor, özenle yürüyorum
düşersem parçalanacağım.
mucizeyi reddediyorum.
kendi ezberimde
emniyetli bir oyuncuyum
şimdi
bir mucize olursa
bu sonum olacak,
korkuyorum...
B.Blue 19 04 2008
12 Şubat 2011 Cumartesi
TROYA ŞİİRLERİ (II)
Tahta kılıç,tahta at
Tenekeden şövalye
Ama savaş gerçektir
eczane reçetelerince...
Şimdi bir savaşçı seç kendine
Ve savaşmaya değer birşeyler
düşün kendince
Bir prensese bir kenti değişmiştim
Ele geçirilen bir kenttir artık!
Yitirilen: bir ..!
Tenekeden şövalye
Ama savaş gerçektir
eczane reçetelerince...
Şimdi bir savaşçı seç kendine
Ve savaşmaya değer birşeyler
düşün kendince
Bir prensese bir kenti değişmiştim
Ele geçirilen bir kenttir artık!
Yitirilen: bir ..!
Elveda Sevgili Dostum
Bugün intihar haberini aldım. Çok üzgünüm sevgili dostum! Yapabileceğim hiçbir şey yok biliyorum.Seni geri getirmeyecek hiç bir sözcük."Kalksın Ayağa" desem boşuna ... Çıkan can geri gelmeyecek. Sen yaşarken de hakkettiğin sevgiyi dostluğu arkadaşlığı sana sonuna kadar verdiğimi düşünüyorum.Son birkaç yıldır yanında neden olamadığımı zaten sen de çok iyi biliyordun diye umut ediyorum.Bana yolladığın "veda mesajını" aldım.Duysaydın inanmazdın...Ağlıyorum.Evet ! Başardın! Neler yaşadım ağlamadım.Sen başardın!Biraz önce vücuduma zerkedilen sakinleştiricinin verdiği ağırlığa direnerek yazıyorum bu satırları. Herkesi odamdan dışarı kovdum.Yalnızım. Birşeyler yazmak mantıklı mı,değil mi diye düşünmeden, paylaşmak doğru mu değl mi diye düşünmeden yazıyorum.Haberin katılığı, soğukluğu, beni biraz olsun koruyabildi gerçekiğinden.Bilincim yeni yeni açılıyor . Daha yeni yeni anlıyorum artık aramızda değilsin,geri gelmeyeceksin!Şimdi saat akşam 10.00 sabahtan beridir beceremediğimi yapıyorum şimdi doya doya ağlıyorum! Salya sümük ağlıyorum...
İnternetin dört bir yanına yaydığın yazıları yorumları şiirleri topladım bu saate kadar.Üstüne yazılan yorumları okudum!
(Gülmemi isterdin sen. yapamıyorum)
Hoş sen ne denebileceğini de hesaplamışsındır mutlaka!Umurumda bile değil.Seni şimdiden özledim sevgili dostum.Yaşıyor olsaydın belki senelerce birbirimizle görüşmeyecektik ama bir yerlerde yaşadığımızı bilmek yetecekti bize.Ya şimdi?Kolayı seçtin değil mi? Gitmeyi...
Veda şarkını dinledim bu öğlen senin de ölümü kucaklarken yaptığın gibi..Sıcak bir çay demledim. Yazılarını okudum gülümsedim.(Gerçeği görmezden gelmeyi denedim)Ama benim de gücüm bu kadarmış.Şimdi ağlıyorum.
Beraber çok güzel günlerimiz de olmuştu...Satmadık birbirimizi.Arkadan bıçaklamadık.İçimizde tutmadık hiçbir şeyi ! Konuşulabilecek herşeyi konuşmuştuk zaten. Paylaşabilecek ne olursa paylaşmıştık.Bundandı belki de görüşmememiz.Bu neyi değiştirir? Artık yoksun!Ve ben yapabileceğim tek şeyi yapıyorum senelerdir cidden beceremediğim şeyi ağlıyorum...
Güle güle Sevgili Dostum güle güle...
Bu da benim sana hediyem olsun.. gidiyorum....
Ah, küçücük gemi, sulara attın şimdi kendini, delisin
Ah, yakarlar seni, dönmezsin bir daha geri, delisin
Ah, deniz olayım, tuzumu rüzgârda savurayım, deliyim
Ah, ne yelken ne yel, köpüklerde kaybolayım, deliyim
Kime sorsam dönüşüm yok
Nereye gitsem mavi
Yelkenimde deli rüzgâr
Her yanım tuz, deliyim
Ah, peşimde rüzgâr, ne yağmurlar dost ne bir kıyı var,
deliyim
Ah, düşlerim kaldı, yalnızım düşlerim kaldı, deliyim
Ah, yaralı kalbin, sönüp gidecek yaralı kalbin, delisin
Ah, küçücük gemi, dönmezsin bir daha geri, delisin
Kime sorsam dönüşüm yok
Her gemi biraz deniz
Her yanım mavi, her yanım yel
Her yanım tuz
İnternetin dört bir yanına yaydığın yazıları yorumları şiirleri topladım bu saate kadar.Üstüne yazılan yorumları okudum!
(Gülmemi isterdin sen. yapamıyorum)
Hoş sen ne denebileceğini de hesaplamışsındır mutlaka!Umurumda bile değil.Seni şimdiden özledim sevgili dostum.Yaşıyor olsaydın belki senelerce birbirimizle görüşmeyecektik ama bir yerlerde yaşadığımızı bilmek yetecekti bize.Ya şimdi?Kolayı seçtin değil mi? Gitmeyi...
Veda şarkını dinledim bu öğlen senin de ölümü kucaklarken yaptığın gibi..Sıcak bir çay demledim. Yazılarını okudum gülümsedim.(Gerçeği görmezden gelmeyi denedim)Ama benim de gücüm bu kadarmış.Şimdi ağlıyorum.
Beraber çok güzel günlerimiz de olmuştu...Satmadık birbirimizi.Arkadan bıçaklamadık.İçimizde tutmadık hiçbir şeyi ! Konuşulabilecek herşeyi konuşmuştuk zaten. Paylaşabilecek ne olursa paylaşmıştık.Bundandı belki de görüşmememiz.Bu neyi değiştirir? Artık yoksun!Ve ben yapabileceğim tek şeyi yapıyorum senelerdir cidden beceremediğim şeyi ağlıyorum...
Güle güle Sevgili Dostum güle güle...
Bu da benim sana hediyem olsun.. gidiyorum....
Ah, küçücük gemi, sulara attın şimdi kendini, delisin
Ah, yakarlar seni, dönmezsin bir daha geri, delisin
Ah, deniz olayım, tuzumu rüzgârda savurayım, deliyim
Ah, ne yelken ne yel, köpüklerde kaybolayım, deliyim
Kime sorsam dönüşüm yok
Nereye gitsem mavi
Yelkenimde deli rüzgâr
Her yanım tuz, deliyim
Ah, peşimde rüzgâr, ne yağmurlar dost ne bir kıyı var,
deliyim
Ah, düşlerim kaldı, yalnızım düşlerim kaldı, deliyim
Ah, yaralı kalbin, sönüp gidecek yaralı kalbin, delisin
Ah, küçücük gemi, dönmezsin bir daha geri, delisin
Kime sorsam dönüşüm yok
Her gemi biraz deniz
Her yanım mavi, her yanım yel
Her yanım tuz
Zeynep Bu Güzellik Var mı Soyunda?
Sene 199X olsa gerek Yer: Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü Fizik Bölümü Kantini .O sıralarda o mekanlarda dolaşan 1.80 boylarında esmer uzun saçlı beyaz tenli mavi gözlü, 88.58.89 ölçülerinde(eh biraz yanılma payı olabilir.Ne de olsa göz kararı!) uzun bacaklı bir kız vardı.Biz adını başlıktaki türküden esinlenerek Zeynep koymuştuk.Enfes güzelliği değildi sadece bizi büyüleyen.Akıl almaz derecede zevkli giyinir. Bir yürüdü mü yürümez adeta havada uçardı.Koridorlar sarsılırdı edasından ,kafalar ona döner,sohbetler yarıda kesilirdi. Ne zaman o kantine misafir gitsem herkes gibi ben de gözlerimi alamazdım ondan.(Hala düşünürüm acaba beni oraya çeken sırf onu görme olasılığı mıydı diye.)Arkadaşlar başlardı :
Zeynep Bu Güzellik Var Mı Soyunda
Elvan Elvan Güller Biter Bağında
Vize Gününde Final Ayında
Zeynepim Zeynepim Allı Zeynepim
Beş Kampüs İçinde Şanlı Zeynepim
Zeynepe Yaptırdım Altından Tarak
Tara Zülüflerin Bir Yana Bırak
Zeynepe Gidemem Yollar Pek Irak
Ankaradan Aşağı Beytepe Köyü
Yokuştur yolu Serindir Suyu
Güzeller İçinde Zeynepin Huyu
Zeynepim Zeynepim fotomodelim
Beş kampüs İçinde Şanlı Zeynepim
Dedik ya! Zeynep geldi mi majör taşıyıcılardan üretilen yarı iletkenlerin mi yoksa minör taşıyıcılardan yapılan yarıiletkenlerin mi daha efektif bir tercih olacağı sorusu anlamsızlaşırdı.Ortadoğu coğrafyasında yaşanan trajedinin emperyalist güçlerden mi yoksa yerleşik kültürlerin çağa ayak uydurmaktan uzak geri bileşenlerinden mi kaynaklandığı sorusu bir yana atılırdı.Heavy metalin Amerikan orijinli yeni tür bir uyuşturucu mu yoksa batı kilise müziğinin modern formlarda yeniden üretilmesi(evrimleşmesi) mi olduğu sorusu rafa kaldırılırdı.Yüksek öğrenimin parasız olması mümkün mü değil mi? Konu orada kapanırdı.Büyük ihtimalle kantini işleten abi de Zeynep içeri girdiğinde geri dönmeyen servis tepsilerinin ve bardaklarının hesabını tutmayı bırakıyordu.Ah Zeynep senin topuklu ayakkabılarının 3.sınıf yer karolarına basınca çıkardığı tıkırtıydı belki de hayatlarımızın muhtaç olduğu o tek ışık!Makyajsız ama çarpıcı yüzünden ,gözlerinden çıkan o aura adeta bir şelale olur akardı ince uzun boynundan aşağı..Kuzgun siyahı saçlarını incecik belinden havalandırırdı senin o hızlı ve mağrur yürümen.Bir çeşit "Aklını başına topla,saçmalama!Hayata dön bak işte yanıt burada!" çığlığıydı Zeynebin gelişi. Onun gelişi sadece gürültüyü yaran bir bıçak değil,bundan öte tüm yukarıdakilere verilen bütünlüklü bir yanıttı!
Doğru yarıiletken kullanım amacına uygun yarı iletkendi. Birbirini tamamlamalıydı kusursuz tasarım.Ne eksik ne de fazla olmalıydı, nicelikte değil nitelikte aranmalıydı seçim kriteri.Aynı Zeynep'in vücudunda kusursuz bir tabloya dönüşen giyim zevki gibi!
Kuşkusuz Zeynep'in soyunda o güzellik vardı!Ama Zeynep onu işlemesini iyi beceriyordu.Işıldayabileceği bir ortamda yaşamasaydı da yine de eminim: elindeki tüm olanakları kullanıp genlerindeki Zeynepliği bir şekilde ortaya çıkarırdı.Yani Ortadoğuda ki trajedilerin temelinde sadece dış güçleri görmek işin kolayına kaçmaktı!Aynı sosyal ortamda bulunan çoğu Zeynep namzeti onun gibi giyinmeye onun gibi yürümeye en önemlisi onun gibi bakmaya cesaret edemez sadece ağızları bir karış açık seyrederken Zeynep, her öğle arası genlerine işli dişiliği, her tür tehlikeye rağmen belleklere kazırdı!
Şuna şüphe yok: Zeynep böyle giyinmeyi,böyle yürümeyi,böyle bakmayı bir yerlerden öğrenmişti.Kendinden önce gelen femme fetale'lerin bir devamıydı!Ama başlıca amacı milleti
baygınlaştırmak,sersemletmek miydi? Sanmıyorum!O sadece Zeynepti ve başlıca amacı Zeynepliğini yaşamaktı.Ona bakıp sersemleyenlerin sorunuydu sersemlik,aynı ahmaklaşmakla heavy metal arasındaki ilişki gibi!
Ah Zeynep senin topuklu ayakkabılarının 3.sınıf yer karolarına basınca çıkardığı tıkırtıydı belki de aptalca tekrar tekrar sorduğumuz sorulara en güzel yanıt!
Sahi gerçek adı neydi?Nereden gelmişti buralara?Neyi sever neyi sevmezdi?Ne yapmak istiyordu?
Artık çok geç hiç bir zaman bilemeyeceğiz.Sadece akıl yürütebiliriz o kadar!
Üçüncü sınıf bir memuriyete razı gelmiş olamaz, yapamaz,alışamaz O!Koftiden bir adamı ayartıp onunla evlenip hayatını mı garantiledi? Yoksa ailesinin yanına döndü de koca mı bekliyor? Ya da ne bileyim New York a yerleşip çokuluslu bir firmanın CEO sunun yönetici asistanı mı oldu?Belki de bunalıma girmiş keş falan olmuştur, sonra da izbe bi otel odasında ölüsü bulunmuştur.Ne oldu ki Zeynebe?Yukarıdaki olasılıklar içinde bir Zeynep düşünemiyorum ben.Hayatta Zeyneplere Zeynep olarak yer var mı?Yaşadığımız dönemde içinde bulunduğumuz coğrafyada Işığa,Aura'ya,hayatı sarsacak değiştirecek bir dişiliğe gerçekten yer var mı?Özledim ben onu.
Başka yerleri bilemem bildiğim tek şey Zeynebe benim yanımda hala bir yer olduğu! (Baksanıza hala aklımdaki yerini koruyor!)
O zamanlarda ona birşeyler ısmarlayıp tanışmadığıma beş on dakika havadan sudan sohbet etmediğime o kadar pişmanım ki şimdi.Ne olurdu yani yapsaydım? Yanlış anlaşılmasın; keşke bi tadına baksaydık değil benim pişmanlığım. Hayat dolu ışıl ışıl bir insanla elde fırsatlar olmasına rağmen tanışmamak, güzelliğe dışarıdan bakmak!Hayatı ıskalamanın pişmanlığı...Eğer öğrenciyseniz ve etrafınızda üstüne muhabbet çevirdiğiniz böyle bir güzellik varsa, şakayla yetinmeyin,gidin tanışın derim.Işıltıları hayatımıza dahil etmezsek, hayatımızın büyüsünün yitmesi kaçınılmaz olacaktır.Nefes aldıktan sonra hiç bir zaman geç değildir.Şimdi, hayatın tuvaline haksızlık olmasın diye her rengi her ışığı almaya çalışıyorum hayatıma. Belki yeni bir Zeynep başka sorularımızın yanıtı olur.Kim bilir? Bu yazıyı burada bitirken sizi bilmem ama ben türkünün aslını Erkan Oğur'dan dinleyeceğim tüm "Zeynep" ler için:
Zeynep Bu Güzellik Var Mı Soyunda
Zeynep Bu Güzellik Var Mı Soyunda
Elvan Elvan Güller Biter Bağında
Arife Gününde Bayram Ayında
Zeynepim Zeynepim Allı Zeynepim
Beş Köyün İçinde Şanlı Zeynepim
Zeynepe Yaptırdım Altından Tarak
Tara Zülüflerin Bir Yana Bırak
Zeynepe Gidemem Yollar Pek Irak
Zeynepim Zeynepim Allı Zeynepim
Beş Köyün İçinde Şanlı Zeynepim
Söğüdün Yaprağı Narindir Narin
İçerim Yanıyor Dışarım Serin
Zeynepi Bu Hafta Ettiler Gelin
Zeynepim Zeynepim Allı Zeynepim
Beş Köyün İçinde Şanlı Zeynepim
Kangaldan Aşağı Mamaşın Köyü
Derindir Kuyusu Serindir Suyu
Güzeller İçinde Zeynepin Huyu
Zeynepim Zeynepim Allı Zeynepim
Beş Köyün İçinde Şanlı Zeynepim
Zeynep Bu Güzellik Var Mı Soyunda
Elvan Elvan Güller Biter Bağında
Vize Gününde Final Ayında
Zeynepim Zeynepim Allı Zeynepim
Beş Kampüs İçinde Şanlı Zeynepim
Zeynepe Yaptırdım Altından Tarak
Tara Zülüflerin Bir Yana Bırak
Zeynepe Gidemem Yollar Pek Irak
Ankaradan Aşağı Beytepe Köyü
Yokuştur yolu Serindir Suyu
Güzeller İçinde Zeynepin Huyu
Zeynepim Zeynepim fotomodelim
Beş kampüs İçinde Şanlı Zeynepim
Dedik ya! Zeynep geldi mi majör taşıyıcılardan üretilen yarı iletkenlerin mi yoksa minör taşıyıcılardan yapılan yarıiletkenlerin mi daha efektif bir tercih olacağı sorusu anlamsızlaşırdı.Ortadoğu coğrafyasında yaşanan trajedinin emperyalist güçlerden mi yoksa yerleşik kültürlerin çağa ayak uydurmaktan uzak geri bileşenlerinden mi kaynaklandığı sorusu bir yana atılırdı.Heavy metalin Amerikan orijinli yeni tür bir uyuşturucu mu yoksa batı kilise müziğinin modern formlarda yeniden üretilmesi(evrimleşmesi) mi olduğu sorusu rafa kaldırılırdı.Yüksek öğrenimin parasız olması mümkün mü değil mi? Konu orada kapanırdı.Büyük ihtimalle kantini işleten abi de Zeynep içeri girdiğinde geri dönmeyen servis tepsilerinin ve bardaklarının hesabını tutmayı bırakıyordu.Ah Zeynep senin topuklu ayakkabılarının 3.sınıf yer karolarına basınca çıkardığı tıkırtıydı belki de hayatlarımızın muhtaç olduğu o tek ışık!Makyajsız ama çarpıcı yüzünden ,gözlerinden çıkan o aura adeta bir şelale olur akardı ince uzun boynundan aşağı..Kuzgun siyahı saçlarını incecik belinden havalandırırdı senin o hızlı ve mağrur yürümen.Bir çeşit "Aklını başına topla,saçmalama!Hayata dön bak işte yanıt burada!" çığlığıydı Zeynebin gelişi. Onun gelişi sadece gürültüyü yaran bir bıçak değil,bundan öte tüm yukarıdakilere verilen bütünlüklü bir yanıttı!
Doğru yarıiletken kullanım amacına uygun yarı iletkendi. Birbirini tamamlamalıydı kusursuz tasarım.Ne eksik ne de fazla olmalıydı, nicelikte değil nitelikte aranmalıydı seçim kriteri.Aynı Zeynep'in vücudunda kusursuz bir tabloya dönüşen giyim zevki gibi!
Kuşkusuz Zeynep'in soyunda o güzellik vardı!Ama Zeynep onu işlemesini iyi beceriyordu.Işıldayabileceği bir ortamda yaşamasaydı da yine de eminim: elindeki tüm olanakları kullanıp genlerindeki Zeynepliği bir şekilde ortaya çıkarırdı.Yani Ortadoğuda ki trajedilerin temelinde sadece dış güçleri görmek işin kolayına kaçmaktı!Aynı sosyal ortamda bulunan çoğu Zeynep namzeti onun gibi giyinmeye onun gibi yürümeye en önemlisi onun gibi bakmaya cesaret edemez sadece ağızları bir karış açık seyrederken Zeynep, her öğle arası genlerine işli dişiliği, her tür tehlikeye rağmen belleklere kazırdı!
Şuna şüphe yok: Zeynep böyle giyinmeyi,böyle yürümeyi,böyle bakmayı bir yerlerden öğrenmişti.Kendinden önce gelen femme fetale'lerin bir devamıydı!Ama başlıca amacı milleti
baygınlaştırmak,sersemletmek miydi? Sanmıyorum!O sadece Zeynepti ve başlıca amacı Zeynepliğini yaşamaktı.Ona bakıp sersemleyenlerin sorunuydu sersemlik,aynı ahmaklaşmakla heavy metal arasındaki ilişki gibi!
Ah Zeynep senin topuklu ayakkabılarının 3.sınıf yer karolarına basınca çıkardığı tıkırtıydı belki de aptalca tekrar tekrar sorduğumuz sorulara en güzel yanıt!
Sahi gerçek adı neydi?Nereden gelmişti buralara?Neyi sever neyi sevmezdi?Ne yapmak istiyordu?
Artık çok geç hiç bir zaman bilemeyeceğiz.Sadece akıl yürütebiliriz o kadar!
Üçüncü sınıf bir memuriyete razı gelmiş olamaz, yapamaz,alışamaz O!Koftiden bir adamı ayartıp onunla evlenip hayatını mı garantiledi? Yoksa ailesinin yanına döndü de koca mı bekliyor? Ya da ne bileyim New York a yerleşip çokuluslu bir firmanın CEO sunun yönetici asistanı mı oldu?Belki de bunalıma girmiş keş falan olmuştur, sonra da izbe bi otel odasında ölüsü bulunmuştur.Ne oldu ki Zeynebe?Yukarıdaki olasılıklar içinde bir Zeynep düşünemiyorum ben.Hayatta Zeyneplere Zeynep olarak yer var mı?Yaşadığımız dönemde içinde bulunduğumuz coğrafyada Işığa,Aura'ya,hayatı sarsacak değiştirecek bir dişiliğe gerçekten yer var mı?Özledim ben onu.
Başka yerleri bilemem bildiğim tek şey Zeynebe benim yanımda hala bir yer olduğu! (Baksanıza hala aklımdaki yerini koruyor!)
O zamanlarda ona birşeyler ısmarlayıp tanışmadığıma beş on dakika havadan sudan sohbet etmediğime o kadar pişmanım ki şimdi.Ne olurdu yani yapsaydım? Yanlış anlaşılmasın; keşke bi tadına baksaydık değil benim pişmanlığım. Hayat dolu ışıl ışıl bir insanla elde fırsatlar olmasına rağmen tanışmamak, güzelliğe dışarıdan bakmak!Hayatı ıskalamanın pişmanlığı...Eğer öğrenciyseniz ve etrafınızda üstüne muhabbet çevirdiğiniz böyle bir güzellik varsa, şakayla yetinmeyin,gidin tanışın derim.Işıltıları hayatımıza dahil etmezsek, hayatımızın büyüsünün yitmesi kaçınılmaz olacaktır.Nefes aldıktan sonra hiç bir zaman geç değildir.Şimdi, hayatın tuvaline haksızlık olmasın diye her rengi her ışığı almaya çalışıyorum hayatıma. Belki yeni bir Zeynep başka sorularımızın yanıtı olur.Kim bilir? Bu yazıyı burada bitirken sizi bilmem ama ben türkünün aslını Erkan Oğur'dan dinleyeceğim tüm "Zeynep" ler için:
Zeynep Bu Güzellik Var Mı Soyunda
Zeynep Bu Güzellik Var Mı Soyunda
Elvan Elvan Güller Biter Bağında
Arife Gününde Bayram Ayında
Zeynepim Zeynepim Allı Zeynepim
Beş Köyün İçinde Şanlı Zeynepim
Zeynepe Yaptırdım Altından Tarak
Tara Zülüflerin Bir Yana Bırak
Zeynepe Gidemem Yollar Pek Irak
Zeynepim Zeynepim Allı Zeynepim
Beş Köyün İçinde Şanlı Zeynepim
Söğüdün Yaprağı Narindir Narin
İçerim Yanıyor Dışarım Serin
Zeynepi Bu Hafta Ettiler Gelin
Zeynepim Zeynepim Allı Zeynepim
Beş Köyün İçinde Şanlı Zeynepim
Kangaldan Aşağı Mamaşın Köyü
Derindir Kuyusu Serindir Suyu
Güzeller İçinde Zeynepin Huyu
Zeynepim Zeynepim Allı Zeynepim
Beş Köyün İçinde Şanlı Zeynepim
20 Ocak 2009 Salı
Gidene Mektuplar
- Küçük ellerin şimdi kimbilir hangi mağrur telaşta? -
(I)
Sözcüklerle bir aşk
yaşıyormuşsun nicedir
Onlarla anlaşmışsın
Yalanmış kandırdıkları seni de
‘Son tahlilde’ diyorsun...
Sözcükler yokken daha
aşklar vardı sevgili
ondandır sözcükler
düşmandır hala aşklara...
(II)
Tahlil etmişliğim vardır benim de!
Her aşkta biraz irin
biraz ur bulmuşluğum vardır...
Oysa hiçkimse bilmiyorum
verilmiş bir "söz"
kırılmış bir ayna için
ömrünü bu denli
yokuşa sürmüş olsun.
O çamlar orada bardak
oladursun,oladursun...
O sular
köprülerden
geçsin de
durulsun...
Bizim buralarda çamlar
Hala çam.
Köprüler sağlamdır!
(V)
Bir yolculukta kalmışsa gözlerin
uykun biraz çalıntı
düşlerin bir yerden sanki
hala alıntıysa
çocuksun sevdiğim
en çok "çocuk".
Temmuz 1998
(I)
Sözcüklerle bir aşk
yaşıyormuşsun nicedir
Onlarla anlaşmışsın
Yalanmış kandırdıkları seni de
‘Son tahlilde’ diyorsun...
Sözcükler yokken daha
aşklar vardı sevgili
ondandır sözcükler
düşmandır hala aşklara...
(II)
Tahlil etmişliğim vardır benim de!
Her aşkta biraz irin
biraz ur bulmuşluğum vardır...
Oysa hiçkimse bilmiyorum
verilmiş bir "söz"
kırılmış bir ayna için
ömrünü bu denli
yokuşa sürmüş olsun.
O çamlar orada bardak
oladursun,oladursun...
O sular
köprülerden
geçsin de
durulsun...
Bizim buralarda çamlar
Hala çam.
Köprüler sağlamdır!
(V)
Bir yolculukta kalmışsa gözlerin
uykun biraz çalıntı
düşlerin bir yerden sanki
hala alıntıysa
çocuksun sevdiğim
en çok "çocuk".
Temmuz 1998
19 Kasım 2008 Çarşamba
K nın Şiiri
...
en yakın kalp atımına
ellerimi uzatsam
dokunabilirim
omzuma değip
geçebilir her an
bir dostun elleri
başımı okşayabilir
hatta sevebilir de
hala annem
ama ben
terlikler arasında
tekini kaybetmiş
bir ayakkabı kadar
k i m s e z i m !
Ocak 2007
en yakın kalp atımına
ellerimi uzatsam
dokunabilirim
omzuma değip
geçebilir her an
bir dostun elleri
başımı okşayabilir
hatta sevebilir de
hala annem
ama ben
terlikler arasında
tekini kaybetmiş
bir ayakkabı kadar
k i m s e z i m !
Ocak 2007
BehindBlue - Alfabe
Ocak 2007
29 Ocak 2008 Salı

66. SONE
Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,
Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.
Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,
Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,
Değil mi ki ayaklar altında insan onuru,
O kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,
Ezilmiş, horgörülmüş el emeği, göz nuru,
Ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,
Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,
Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,
Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,
Değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemen' e
Vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,
Seni yalnız komak var, o koyuyor adama.
William SHAKESPEARE
Çeviri : Can YÜCEL
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)